Siğil Büyü Müdür? Toplumsal Anlamların Peşinde Samimi Bir Soru
Gündelik hayatta bazen küçük, bedensel bir ayrıntı bizi beklenmedik biçimde büyük sorulara sürükler. Bir siğil… Doktor randevularının, eczane raflarının konusu olduğu kadar; fısıltıların, komşu sohbetlerinin, aile içi uyarıların da konusu olabilir. “Siğil büyü müdür?” sorusu, tıbbi bir merakın ötesinde, insanların belirsizlikle, korkuyla ve anlam arayışıyla kurduğu ilişkinin izlerini taşır. Bu yazıyı yazarken kendimi belirli bir meslek ya da kimliğe hapsetmeden, toplumsal yapıların bireylerle nasıl kesiştiğini anlamaya çalışan biri olarak konuşmak istiyorum. Çünkü bu soru, çoğu zaman bir bedensel belirtiden çok, toplumsal deneyimlerin aynasıdır.
Okuyucuya şunu sormak isterim: Siz hiç bedeninizdeki bir değişikliği yalnızca biyolojik bir süreç olarak değil, sosyal çevrenizin tepkileriyle birlikte düşündünüz mü? İşte bu yazı, tam da bu kesişim noktasında duruyor.
Temel Kavramlar: Siğil, Büyü ve İnanç
Siğil Nedir?
Tıbbi literatürde siğil, insan papilloma virüsünün (HPV) neden olduğu, genellikle zararsız bir cilt oluşumudur. Dermatoloji kitapları, siğillerin bağışıklık sistemiyle ilişkisini, bulaş yollarını ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı biçimde açıklar (Sterling et al., 2014). Ancak bu tanım, toplumsal algıyı açıklamakta çoğu zaman yetersiz kalır.
Büyü ve Doğaüstü İnançlar
Büyü, antropolojik açıdan bakıldığında, insanların kontrol edemedikleri olaylara anlam verme çabasıdır. Malinowski’nin (1925) klasik çalışmaları, büyünün özellikle belirsizlik ve risk anlarında ortaya çıktığını gösterir. Siğilin büyüyle ilişkilendirilmesi de bu bağlamda okunabilir.
İnanç ve Bilgi Arasındaki Gerilim
Modern toplumlarda bilimsel bilgi yaygınlaşsa da, geleneksel inançlar tamamen ortadan kalkmaz. Aksine, çoğu zaman yan yana var olurlar. “Siğil büyü müdür?” sorusu, bu gerilimin gündelik bir örneğidir.
Toplumsal Normlar ve Beden Algısı
Bedenin Toplumsal İnşası
Sosyoloji bize bedenin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda toplumsal olarak inşa edildiğini öğretir (Turner, 2008). Siğil gibi görünür bir cilt problemi, normatif beden algılarına meydan okur. “Pürüzsüz” ve “kusursuz” beden ideali, özellikle medya aracılığıyla yeniden üretilirken, bu normdan sapmalar çeşitli anlamlarla yüklenir.
Damgalama ve Utanç
Erving Goffman’ın damgalama kuramı (1963), siğilin neden sadece bir sağlık sorunu olarak kalmadığını açıklar. Bazı saha araştırmaları, özellikle kırsal bölgelerde siğilin “temizlik eksikliği” ya da “kötü niyetli birinin yaptığı bir şey” olarak yorumlandığını ortaya koyar (Yıldız, 2019). Bu yorumlar, bireyde utanç ve içe kapanma yaratabilir.
Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Pratikler
Kadın Bedenine Yüklenen Anlamlar
Kadınların bedenleri, tarihsel olarak daha sık denetlenmiş ve yorumlanmıştır. Siğil, özellikle genç kadınlarda “nazara gelme” ya da “büyü yapılması” gibi açıklamalarla karşılanabilir. Bu durum, kadınların bedenleri üzerindeki söz hakkının nasıl toplumsal olarak sınırlandığını gösterir.
Erkeklik, Dayanıklılık ve Sessizlik
Erkeklerde ise siğil çoğu zaman görmezden gelinmesi gereken bir şey olarak kodlanır. “Dayanıklı olma” beklentisi, sağlık sorunlarının dile getirilmesini zorlaştırır. Bu da farklı cinsiyet rollerinin sağlık deneyimlerini nasıl şekillendirdiğine dair önemli bir örnektir.
Güç İlişkileri, Bilgi ve Otorite
Bilimsel Bilgi Kimin Bilgisi?
Michel Foucault’nun bilgi-iktidar ilişkilerine dair analizleri (1977), hangi bilginin “doğru” kabul edildiğini sorgulamamıza yardımcı olur. Doktorun “Bu sadece bir siğil” demesi ile mahallenin “Bunda bir iş var” demesi arasındaki fark, yalnızca bilgi farkı değil, aynı zamanda güç farkıdır.
Sağlık Hizmetlerine Erişim ve Toplumsal adalet
Sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlik, siğilin büyüyle açıklanmasını daha olası hale getirebilir. Güncel çalışmalar, düşük gelirli grupların alternatif açıklamalara daha sık başvurduğunu gösteriyor (WHO, 2022). Bu noktada mesele, bireysel “cehalet” değil, yapısal koşullardır.
Örnek Olaylar ve Saha Araştırmalarından Bulgular
Kırsal Bir Kasabada Siğil Anlatıları
Anadolu’da yapılan nitel bir saha araştırmasında, katılımcıların bir kısmı siğilin “okunarak” ya da “kurşun dökülerek” geçeceğine inanıyordu (Kara, 2020). İlginç olan, aynı kişilerin gerektiğinde doktora da gitmeleriydi. Bu durum, inançların birbirini dışlamadığını, aksine pragmatik biçimde birlikte var olduğunu gösteriyor.
Kentsel Alanlarda Dijital Söylentiler
Sosyal medyada “siğil büyü müdür” aramasının popülerliği, dijital çağda söylentilerin nasıl yayıldığını gösteriyor. Algoritmalar, korku ve merakı besleyen içerikleri öne çıkararak bu inançların görünürlüğünü artırabiliyor (Sunstein, 2018).
Güncel Akademik Tartışmalar
Post-seküler Toplum Tartışmaları
Habermas’ın post-seküler toplum kavramı, modernliğe rağmen dini ve mistik inançların kamusal alanda varlığını sürdürmesini açıklar. Siğilin büyüyle ilişkilendirilmesi, bu tartışmanın mikro ölçekteki bir yansımasıdır.
Tıp Sosyolojisi Perspektifi
Tıp sosyolojisi, hastalık deneyiminin yalnızca biyolojik değil, kültürel ve politik olduğunu vurgular. Siğil örneği, “hastalık” ile “hastalık deneyimi” arasındaki farkı görünür kılar.
Farklı Perspektifler ve Kişisel Gözlemler
Kimi insanlar için siğil, çocukluk anılarındaki bir korkudur; kimi içinse geçici bir estetik sorun. Kendi gözlemlerimde, insanların bu tür bedensel durumları anlatırken çoğu zaman tıbbi terimlerle değil, hikâyelerle konuştuklarını fark ediyorum. Bu hikâyeler, toplumsal bağları güçlendirirken bazen de yanlış bilgiyi yeniden üretebiliyor.
Sonuç Yerine: Soruya Yeniden Bakmak
“Siğil büyü müdür?” sorusu, basit bir evet-hayır sorusu değildir. Bu soru; beden, inanç, bilgi, güç ve Toplumsal adalet meselelerinin kesişiminde durur. Siğili büyüyle açıklayan biri, çoğu zaman kontrol edemediği bir duruma anlam vermeye çalışıyordur. Bu çabayı küçümsemek yerine, onu mümkün kılan toplumsal koşulları sorgulamak daha yapıcı olabilir.
Okuyucuya Davet
Siz bedeninizle ilgili bir durumu çevrenizin inançlarıyla birlikte hiç değerlendirdiniz mi? Bilimsel bilgi ile kültürel açıklamalar arasında kaldığınız anlar oldu mu? Bu deneyimler sizde hangi duyguları uyandırdı? Toplumsal normların ve eşitsizliklerin bu deneyimleri nasıl şekillendirdiğini düşünüyorsunuz? Kendi sosyolojik gözlemlerinizi ve hislerinizi paylaşmaya davetlisiniz.